hayvanlar alemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hayvanlar alemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Nisan 2010 Pazartesi

KENE KIRIM KONGO KANAMALI ATEŞİ KENE ISIRIGI





Son yıllarda daha sıkça duyulmaya başlayan, bahar-yaz dönemlerinde artış gösteren ve ağırlıklı olarak keneler aracılığıyla bulaşan virütik bir hastalıktır. İlk olarak 1944 yılında Kırım’da, sonra 1956 yılında Kongo’da tanımlanmış ve sonra aynı hastalık olduğu anlaşılmıştır.

Keneler, kan emerek beslendikleri için hemen tüm yabani ve evcil hayvanların (inek, koyun, köpek, kemiriciler, yerde beslenen kuşlar vb.) üzerinde bulunabilir ve bu hayvanlardan insana geçebilirler. Ayrıca, çalılık ve yeşil, yüksek otlu alanlarda bulunan keneler, beslenmek için doğrudan insanlara da geçip ısırabilirler. Bu nedenle daha çok kırsal bölgelerde ve hayvancılıkla uğraşan kişilerde görülmekle birlikte kentsel alanlardaki uygun ortamlarda da bulunabilirler.

Virüs ile bulaşmış keneler, kan emişini tamamladıktan sonra ayrılırken bir sıvı salgılarlar. Virüs genellikle bu sıvı ile bulaşır. Kan emdikleri ve virüsü bulaştırdıkları tüm canlılar hasta olabilir fakat hastalık genellikle hayvanlarda hafif ve bulgusuz seyreder. Bu nedenle daha az görülmekle birlikte hasta hayvanların salgıları ve kanları aracılığıyla da hastalık bulaşabilir.


Kenelerin kan emişi genellikle uzun bir süreçtir. Sinekler gibi hemen sokup kısa sürede kan emişini bırakmazlar. Kan emmeye başlayan kene, ağız kısmındaki hortumunu cilt içine sokar ve doyuncaya kadar çıkartmaz. Bu hortum, geri çıkışı engellemek için çıkıntılar içerdiğinden kolay çıkmaz. Bu nedenle keneyi çıkartmak için zorlamamak gerekir. Çok zorlandığında sıvıyı erken salgılayıp virüsü bulaştırabilir veya boru kısmı koparak cilt içinde kalabilir. Ayrıca, zorlama kenenin patlayarak enfekte sıvı ve kanının cildimizdeki çiziklerden ya da gözümüze sıçrayarak bulaşmasına yol açabilir. Bu nedenle vücuda yapışık kene görüldüğünde bir cımbızla ağız kısmından tutularak yavaşça sağa-sola oynatılıp bir vida gibi çıkartılmaya çalışmalı ya da bir sağlık kurumuna başvurularak çıkartılması sağlanmalıdır.


Hastalık oluşması ve bulguları:
Hastalık genellikle kene ısırığı ile virüsün bulaşmasından 1-3 gün sonra ortaya çıkar. Bu süre en fazla 9 güne kadar uzayabilir. Hasta hayvanın kan ve vücut sıvıları bulaşmış ise bu durumda hastalığın ortaya çıkışı 13 güne kadar uzayabilmektedir.

Ateş, kırıklık, baş ağrısı, halsizlik, aşırı duyarlılık, kol, bacak ve sırtta şiddetli ağrı ve belirgin iştahsızlık bulguları ile başlar. Bazen kusma, karın ağrısı ve ishal olabilir.
İlk günlerde yüz ve göğüste küçük cilt altı kanamaları, gözlerde kızarıklık, gövde, kol ve bacaklarda bir yere çarpmış gibi cilt altı kanamalar oluşabilir.
Burun kanaması, kanlı kusma, kanlı dışkılama, kanlı idrar görülebilir. Vajinal kanamaya da rastlanabilir.
Ağır olgularda hepatit, karaciğer, böbrek, akciğer yetmezlikleri oluşabilir.

Tedavi: Diğer çoğu virüs hastalıklarında olduğu gibi bu hastalığın da doğrudan bir tedavisi ve etkili bir ilacı olmayıp daha çok destek tedavisi ve bulguları gidermeye yönelik tedaviler ve bazı antivirütik ilaçlar uygulanmaktadır.
Erken dönemde başlanılan destek tedavi daha başarılı sonuç vermektedir. Geç başlanılan tedavi ve ağır seyredebilen hastalık öldürücü olabilmektedir.
Hastalığa karşı aşı çalışması yürütülmekle birlikte henüz koruyucu bir aşı geliştirilememiştir.

Korunma:
Hastalık, kenelerin sokması sonrası salgıladıkları sıvıyla, kenelerin çıkartılırken ezilmesi sonucu çıkan sıvı ve kanıyla veya kene sokması sonucu virüsü alıp hasta olmuş hayvanların kan ve salgıları ile bulaşabilmektedir. Bu nedenle:
Mera ve meskenlerde yerleşik keneler kan emerek beslenirler. Hayvanları kenelerden uzak tutarak kenelerin yayılmaları engellenmelidir.

Yeşil ve piknik alanlarına gidildiğinde (su kenarları, otlaklar, çalılık ve yüksek otlu alanlar) uzun giysiler giymeli, bacakları açıkta bırakmamalı, paçalar çorap içine konulup kenenin vücuda ulaşması zorlaştırılmalıdır. Dönüşte tüm vücut kontrol edilip yapışık kene olup olmadığına bakılmalıdır.

Yeşil alanlara giderken böcek kaçırıcı sıvı ve jeller cilde sürülebilir veya giysilere emdirilebilir. Bu maddelerin az da olsa sağlık
sakıncaları olduğu dikkate alınmalıdır. Hayvan besliyorsanız hayvanlarınızı dolaştırırken onlara da bu sıvılardan sürebilirsiniz.
Vücuda yapışık kene tespit edildiğinde keneyi çıkartmak için fazla zorlamamalı, halk arasında yaygın olduğu şekliyle sigara veya kibritle yakma, kenenin üzerine kolonya, alkol veya diğer kimyasal maddeler uygulanmamalıdır. Bu maddeler kenenin daha erken aşamada kusmasına ve enfekte sıvıyı vücudumuza salgılamasına neden olabilir.

Vücuda yapışık kene tespit edildiğinde eldiven takarak ve bir cımbız ile kene vücuda yapışık ağız kısmından tutularak yavaşça sağa-sola sallanarak bir vida gibi çıkartılmalı veya bir sağlık kurumuna başvurularak çıkartılması sağlanmalıdır.
Hasta kişiler ile temasta vücut sıvıları aracılığıyla bulaşma olabileceği unutulmamalıdır.

Artık piknik yapmak da riskli hale geldi.
Kenelerle karşılaşmamanız dileğiyle,

Dr. Murat FIRAT
Halk Sağlığı Uzmanı
BU MAKALENİN SİZE AİT OLDUGUNU DÜŞÜNÜYOR VE KALDIRILMASINI İSTİYORSANIZ YORUMLAYINIZ

1 Nisan 2010 Perşembe

DANABURNU


yaz geldi bahceler bellendi şimdi tohum sacma zamanı fakat bahcelerimizde bir danaburnu denilen hayvan var ektigimiz fidelerimizi daha topraga tutunamadan fidelerin diplerini kesiyor ilacı var kullanıyoruz baş ediyoruz fakat bu hayvan bana milattan önceden kalmış bir düşünce veriyor resme bir baksanıza

3 Şubat 2009 Salı

drahthaar



Drahthaar - Alman Tel Tüylü Pointer
Alman Tel Tüylü Pointer (Drahthaar) sık telsi, su geçirmez bir kürke sahiptir. Tüyleri sık bir alt kürk ile yaklaşık 5 cm uzunluğundadır. Kürkün su geçirmez yapısı aynı zamanda köpeği sık çalı ve dikenlerden de korur. Sakal, sık kaşlar ve bıyıklar yüzün korunması için gereklidir. Boyun güçlü ve zarif; göğüs geniş ve derindir. Dudaklar sıkı, burun kısmı uzun, geniş ve güçlüdür. Gözler koyu renklidir. Çeneler güçlü makas ısırışına sahiptir. Renk kızıl & beyaz, benekli ya da kırçıllı olabilir. Bazıları sadece tek kızıl olabilir. Burun koyu kahverengidir. Baş ve kulaklar kahverengi, bazen de beyaz bir akıtma olur. Düşük kulaklar serbestçe kafanın iki yanında sallanır.KullanımıAtalarının en iyi niteliklerini almış bir köpektir. Mükemmel bir koku alma duyusu vardır. Güvenli, zeki ve zarif vücut hatları olan bir köpektir. Avlanmanın gereklerini en iyi şekilde yerine getirir.
Karakteri Alman Tel Tüylü Pointer oldukça sevgi dolu, aktif ve zeki bir köpektir. Kolay öğrenir ve ailesine çok sadıktır. Tutarlı bir eğitime gereksinimi vardır. Meşgul olmaktan ve sahibi için çalışmaktan hoşlanır. Tanıdıkları ile arası iyidir; ancak yabancılara karşı mesafelidir. Bu nedenle erken yaşta sosyalleştirilmelidir. İnatçı olabilir ve başı boş dolaşmaktan hoşlanır. Yeterli egzersiz imkanı sağlanmazsa sıkılır ve kontrolü güç bir köpeğe dönüşebilir. Alman Tel Tüylü Pointer iyi ve çok amaçlı bir av köpeğidir ve her türlü arazide avı başarıyla yürütebilir. İyi bir burnu vardır ve ister karada isterse de suda vurulan avı geri getirmede oldukça başarılıdır. Olgun ve köpeğe saygılı yaklaşacak çocuklarla arası daha iyidir. Sahibine çok düşkündür ve kıskanç olabilir. Bazıları diğer hayvanları domine etmeye çalışırken bazıları köpekler ve ev hayvanları ile iyi anlaşır. İyi bekçi köpekleridir.
Yaşam Ortamı Alman Tel Tüylü Pointer apartman hayatı için uygun değildir. Ev içinde oldukça hareketli ve huzursuz olabilir. Bol egzersize ihtiyaç duyar. En iyisi çevresi çitlerle çevrili büyük bir bahçede yaşamasıdır.
Egzersiz İhtiyacı Bu ırk oldukça enerjik ve yorulmaz bir av köpeğidir. Ev içi huzursuzluğu engellemek için açık hava egzersizlerine bol zaman ayrılmalıdır. Sıradan aileler için biraz fazla enerjik olabilir. Bu köpek mükemmel bir koşu arkadaşıdır ve yüzmeye bayılır.
Bakımı Alman Tel Tüylü Pointer'ın kürkü sert bir fırça ile haftada iki kez taranmalıdır; ancak bu iş çok güç değildir. Sadece gerektiğinde banyo yaptırılmalıdır. Temizliklerinden emin olmak için kulaklar sık sık temizlenmeli ve köpek avdan döndüğünde pati araları kontrol edilmelidir.
Kökeni Alman Tel Tüylü Pointer 20. yüzyılda Alman Pointer'ı ve diğer ırkların çaprazlamasından üretilmiştir. Farklı kaynaklar farklı ırklardan bahsetse de Tel Tüylü Griffon, Poodle-Pointer melezler, Tilki Tazısı, ve Bloodhound en sık adı geçen ırklardır. Alman Drahthaar Klübü ırkın yüksek kalitesini korumak için her bakımdan sadece altı en iyi yavruyu kayıt etmektedir. Tel Tüylü Alman Pointer atalarının mükemmel koku alma duygusu, av tespit etme, zeki doğası ve zarif hatlarına sahiptir. Bu köpek bir avcının tüm ihtiyaçlarını tam anlamıyla karşılayabilir.

vizsla



Vizsla, kaslı; ancak zarif, paslı altın rengi, orta büyüklükte bir av köpeğidir. Ön bacaklar yere dik ve düz iner. Baş uzun ve uca doğru incelen burun kısmıyla aristokrat bir hava taşır. Burun kısmı ne Dachshund gibi çok sivri ne de İngiliz Pointer gibi karedir. Hafif kubbemsi kafatası geniştir ve alnın ortasında bir çizgi görünür. Yuvarlak uçlu kulakları düşük ve uzundur. Boyu uzundur; ancak deri sarkıntısı yoktur. Kuyruk normal uzunluğundan 2/3 oranında kesiktir. Gözler kürk rengine yakındır ve burun kahverengidir. Gelişmiş çeneleri, porselen beyazlığında dişleri ve belirgin, güçlü, esnek bir yürüyüşü vardır. Tüyler kısa, sık ve vücuda yapışıktır. Rengi farklı tonlarda altın pasıdır. Kısa tüylü Macar Pointer'inin yanı sıra tel tüylü varyetesi de vardır. Bu tüy yapısı spontan bir mutasyon sonucu ortaya çıkmıştır ve Avrupa ile İngiltere'de tanınan Tel Tüylü Alman Pointer ile çaprazlamalar sonucu belirginleştirilmiştir.Kökeni: Muhtemelen çok eski cinslerden türetilmiştir. Bu cinsler Transilvanya tazısı ve Türk san köpeğidir. Yakın zamanlarda kısa tüylü Alman pointerinin ve normal pointerin kanı bu cinsin kanına karıştırılmıştır.
Tanımı: Orta büyüklükte, göze çarpan, dayanıklı, yürüyüşü elastiki bir köpektir. Yükseklik: erkeklerde 57-62 cm., dişilerde 53-58 cm. Ağırlık: 22-28 kg. Köşeli bir yüzü, koyu kahverengi bumu, gelişmiş çenelen ve porselen beyazı dişleri vardır. Gözleri tüylerinin rengini yansıtır. Kulaklar: uzun, sarkık, uçları yuvarlak. Boyun: kaslı, sarkık değil. Kuyruk: üçte bir oranında kesik. Bütün vücudu gelişmiş kaslarla kaplıdır. Tüyleri, kısa, bol ve vücuduna yapışıktır. Renk: koyu kum sarısının bütün tonları olabilir (kahverengi kusur kabul edilir). Kısa tüylü Macar pointerinin yanı sıra sert tüylü bir türü de vardır. Bu tür kendiliğinden mutasyona uğrayarak gelişmiştir ve tel tüylü Alman pointeriyle çiftleştirilerek mükemmelleştirilmiştir.
Kişiliği: Zeki, eğitilebilir, dengeli, itaatkar, duygulu.
Kullanımı: Her tür ava uyum sağlayabilir. Olağanüstü bir koku alma duyusu vardır. Her türlü arazide, hatta bataklıklarda bile avı sahibine getirir. Yerlisi olduğu Macaristan'ın dışında da tanınır ve değer verilir.

kurzhaar


Kurzhaar KISA TÜYLÜ ALMAN POİNTERİ:
Kökeni: İspanyol pointerinden türetilen bu köpek 1600'de Flaman avcılar tarafından Almanya'ya getirilmiştir. Italyan ve Ingiliz pointerieriyle çiftleştirilerek daha hızlı ve daha enerjik hale gelmesi sağlanmıştır. Kısa tüylü modem tipi Avrupa'da kısa süre içinde popülerolmuştur.n kaburgalar. Kuyruğu av sırasında yaralanmaması için kesilir. Tüyler: kısa, kalın.kaba. Renkler: kestane, göğüs ve bacaklarda küçük beyaz benekli kestane; başta kestane renginde lekelerle koyu kahverengimsi demirkiri; kahverengi benekli lekeli ve masklı; ya da bütün bu renklerle biriikte siyah. Sarı renk bir kusur olarak görülmez.
Kişiliği: Coşkulu, eğitilebilir, atik, kararlı, zeki, neşeli, itaatkar, çocuk dostu.
Tanımı: Kısa tüylü Alman pointeri seçkin görünüşlü, zahf bir köpektir. Yüksekliği 62-64 cm., ağıriığı 25-32 kg. kadardır. Belirienmiş standardına göre, ince ve zarif hatları olan bir başı, hafif kemerli geniş bir kafatası, dışa doğru çıkık kahverengi uçlu burnu (et renginde olması istenmez), hafif sarkık dudakları, güçlü ve aynı hizada çeneleri olmalıdır. Gözler: kahverengi (sarı renk kusur olarak kabul edilir). Kulaklar: orta uzunlukta, yassı. yanaklara yapışık gibi, uçları yuvarlak. Göğüs: geniş ve yüksek; kavisli ama dışa doğru çıkık olmaya
Kullanımı: Kısa tüylü Alman pointeri her türlü avın bulunmasında, avın izlenmesinde ve korunmasında kullanılır. Dağlarda, ormanlarda, bataklıklarda ve her türlü iklimde olağanüstü bir avlanma yeteneği sergiler. Bir ölçüde kırsal görünüşlü bir köpektir. lyi huylu olmasına rağmen apartman köpeği olarak yaşayamayacağı düşünülür. Bununla birlikte, av mevsimi sona erdikten sonra kendisine belirli bir hareket alanının sağlanması halinde her koşula uyum sağlayabilir.

1 Şubat 2009 Pazar

pointer


Bu konuda bulunan yazı ve resimler http://www.http//www.turkiyeavcilari.com sitesinden alıntı yapılmıştır.İNGİLİZ POİNTER(POINTER)Bir puanteri 3 kelimeyle tanımlamamı isteselerdi,dikbaşlı,süratli ve stilli derdim.Puanter üniversal bir köpektir ve tüm dünya yerden havalanan kuş (upland bird)avcılığında kalitesi tartışılmaz.Gerçektende bir puanterin ferma sırasında verdiği enstanteneleri,gözlere sunduğu ziyafeti başka hiçbir ırk veremez.Yanlış olarak İngiliz puanteri de denir ,ancak bu isim ırkı diğer puanter çeşitlerinden ayırdığından dolayı yaygınlaşmıştır.Bir çok kuş köpeği gibi puanterinde orijini İspanyadır.1713 yılında İngiltere’ye Utrech barışından sonra dönen askerler tarafından sokuldular.Son derece iri ve yavaştılar ama muazzam bir koku kabiliyetleri vardı.Yavaşlık 1700 lü yıllarda büyük bir dezavantaj değildi ancak av tüfeklerindeki gelişim doğrultusunda 1800 lü yıllarda av tüm İngiltere ve İskoçya da son derece popüler bir hal aldı .Öyleki toprak sahibi asiller daha fazla av vurup gazetelere geçmek için birbirleriyle yarışır oldular(puanterlerde oluşan getirme sorunları bu yıllara dayanır,çünkü o yıllarda işçilik köpeklerden daha ucuzdu,köpekler işçilerden daha masraflıydılar dolayısıyla asilzadeler vurulan avı köpeğin getirmesiyle vakit kaybetmeyip bu işi özel kiralanmış işçilere ve çantacılara yaptırıyorlardı.Sonuçta Flat Earth denilen sendrom ortaya çıktı,yani puanterler vurulan avı getirmezler inancı,elbetde getirmezlerdi çünkü bunun için hiç eğitilmemişlerdi).Rekabet beraberinde daha hızlı puanterleri bulmak için genetik arayışı getirdi .William Arkwright ın the pointer and his predeccesors(puanter ve ataları) adlı kitabında yazdığına göre,her toprak sahibinin kendi özel puanter ırkı oluşmaya başladı. Bu süreci kısaca özetlemem gerekli zira 1800 lü yıllarda ,en randımanlı ve kaliteli puanter ırkları hakkında bilgi sahibi olan William Arkwright ın genetik çalışmalar hakkındaki yazıları bile sayfaları doldurur.Eldeki köpeklerin arasından en hızlı yavrular alındı bunlar agresivlik ve avı bulmaya yönelik hırs kazanmaları için bullterier,sürat ve canlılık kazanmak içinde foxhound denilen süratli ırklarla crosslandılar.Ancak bu sefer de ortaya çıkan köpekler çok sert ve dikbaşlı oldular,ve zaman içersinde ırk yumuşatılarak,en iyi huylu yavrular damızlık kullanılarak günümüz çağdaş puanterine ulaşıldı.Puanterler genellikle setterlerden çok daha zor köpeklerdir,öyleki işler eğitim sırasında ters gitmeye başlayınca uzun bir süre ara vermenin büyük faydası vardır ve bunun öğrenme çağındaki zaman kaybından dolayı vereceği zarar puanterde çok düşüktür.Çünkü puanterler setterlerin aksine ilerki yaşlarda kavrama ve öğrenme kabiliyetlerini kaybetmezler.Bu kezde bir puanter sahibinin niteliklerini tanımlamamı isteselerdi;otorite sahibi,sabırlı,ve eğitim konusunda bilgili olmalı derdim .Puanterlerdeki bazı phayırolojik sorunlar yavru dönemindeki sosyal eğitim yetersizliğinden dolayıda olur.Bazılarınınsa doğasında vardır.Ünlü köpek eğitmeni ve avcı John Nash ,puanterle setter arasındaki farkı söyle tanımlar “setter sizin gözlerinizin içine bakarken puanterin gözleri dağlardadır”.Bu gayet yerinde bir tanımdır ,puanteri olanlar bilirlerki av sırasında bir puanteri sevmek için bile yanınıza çağıramazsınız,onun tek amacı avı bulmaktır.İngiltere ve İskoçya daki köpek yetiştiricileri arasında bi şaka vardır.“profesyonel bir eğitimci oğluna köpekleri hor kullanmadan sabırla ve güzellikle yetiştirmek hakkında bilgiler veriyormuş.Sonra bir gün çocuk babasının bir puanteri kırbaçladığını görmüş ve sormuş,baba hani köpeklerimizi dövmeden eğiticektik?,baba cevap vermiş, evet oğlum doğru ancak bu bir puanter ve ben onun dikkatini çekmeye çalışıyorum”.Gerçektende puanterler zor eğitilen dikbaşlı hayvanlardır insanlara setterlerden çok daha uzaktırlar.Bir settere kalkan kuşu kovalamamayı öğretmek belki bir av gününüzü alır,puanter belki daha çabuk öğrenir ancak uygulamaya gelince bile bile gene o avı kovalar.Ünlü İskoç, puanter ve setter eğitmeni ve yetiştiricisi Derry Argue kitabında şöyle diyor “Setterimi tavuklarla dolu bir kümesin önünde bırakabilirim ancak puanterime asla güvenmem”.Mümkünse puanterinizi yavrudan alın , onunla beraber çok fazla vakit geçirin,ve sosyalleşmesini ekhayırsiz tamamlayın,bunun faydasını eğitimin ilerki safhalarında mutlaka görürsünüz.Genel olarak fizikel özelliklere değinmek gerekirse;Puanterler tri color hariç her renkte olabilirler ;liver, lemon,oranj yada siyah.Ender olarak self color denilen tek renk olanlarada rastlanır.Lemon ve liver olanlarda koyu renk buruna sahip olmalıdırlar,açık renk burun ve göz makbul değildir.Tüyleri kısa ve sert olmalıdır.Amerika daki puanterlerle Avrupa orijinli puanterler arasında gözle görülebilir bir fark vardır bunun sebebi Amerikalı avcıların fiziksel güzelliğe İngilizler kadar değer vermemesinden kaynaklanır,onlar için sonuç önemlidir,İngilizler içinse hem sonuç hemde stil.1890-1963 yılları arasında İngilterede yaşayan,ünlü köpek yetiştiricisi William Humphrey aradaki farkı şöyle özetliyor,”Amerikalı bir avcı et bulucu bir köpeği,stilli ve mesafeli arayan kaliteli bir köpeğe tercih eder” Amerika' daki puanterlerin fiziksel olarak Avrupa orijinli puanterlerden farklı olmasının sebebi daha ırkın genetik özellikleri tam oturmadan 2. Dünya savaşı sırasında Amerika ya çok fazla puanter sokulmasıdır.Evinde yada işyerinde internet bağlantısı olan arkadaşlar eğer Amerika daki puanter sitelerine girerlerse ve ,o heykel gibi duruşdan yoksun düşük burunlu uzun ve kıvrık kuyruklu puanter namzetlerini görürler ve nedemek istediğimi anlarlar.Uzun lafın kısası ,puanter sahibi olmak bir ayrıcalıkdır,ama sırf bu ayrıcalığa sahip olacağım diye de kendinizi harap etmeyin ,eğer gerçekten kendinize güveniyorsanız bir puanter sahibi olmaya soyunun, ama önce sabırlı olun.

30 Ocak 2009 Cuma

ingiliz setter


INGILIZ SETTER


Kendine has benekli kürkü ile çok güzel ve zarif bir köpektir. Benekler az veya daha yoğun; lekeler ise her boyutta olabilir. Uzun tüyleri düz, ipeksi ve biraz dalgalıdır. Kürkü beyazla karışık mavimsi gri, sarımsı ya da kahverengi beneklidir. Bazı köpekler üç renklidir (siyah-beyaz ve pas rengi). Kafa belirgin alın çıkıntısı ile uzundur. Burun kısmı tüm kafa uzunluğunun yaklaşık yarısıdır. Gözler tatlı bir ifadeyle iri ve parlıktır. Renk kahverengi ya da ela olabilir. Burun, koyu renklidir. Orta derecede uzun sarkık kulaklar kadifemsi uçlara sahiptir. Kuyruk, kulaklar, bacaklar ve vücudun alt kısmı bol tüylüdür. Kuyruk düz ve uca doğru zarifçe incelir. Göğüs derin, ancak geniş değildir.
Karakteri İngiliz Setter oldukça nazik, iyi huylu ve arkadaş canlısı bir köpektir. Çocuklarla arası mükemmeldir. Duyarlı yapısıyla sevgiye muhtaçtır. Dışarda çalışkan ve hareketli evde ise sakindir. Biraz fazla kararlı olabilir. Tuvalet eğitimi sabır gerektirir. Eğitim kötü huylar kemikleşmeden erken yaşta başlamalı ancak sert metodlar kullanılmamalıdır. Birlikte olunmaya gereksinim duyar ve diğer köpeklerle oynamaktan keyif alır. İngiliz Setterler iyi bir bekçi köpeği olmasına rağmen iyi bir koruma köpeği olduğu söylenemez. Kendi başına gezmekten hoşlanır ve bunun için bahçeden kazarak veya yüksek atlama ile kaçmaya eğilimi vardır. İngiliz Setter havlamaya eğilimlidir ve erken yaşta bu eğilimi kontrol altına alınmalıdır.
BakımıYumuşak, düz ve orta uzunluktaki tüylerin düzenli taranması onun mükemmel görünümünün korunması için yeterlidir. Karışıklık ve düğümlere karşı dikkatli olunmalı ve tüy dökme mevsiminde ekstra ilgi gösterilmelidir. Parmak aralarındaki tüyler ve tırnaklar kısa tutulmalıdır. Bu ırk orta derecede tüy döker.
Kökeniİlk setter, İspanyol ve Fransız pointerlarını başlangıç noktası alarak 1500'de Fransa'da geliştirildi. Üç yüzyıl sonra 1800'lerin başlarında ilk Fransız av köpeklerinden İngiliz Setteri geliştiren Sir Edward Laverack adında bir üreticinin ülkesi olan İngiltere'ye getirildi. Laverack, ırkın geliştirilmesinde öylesine anahtar rol oynamıştır ki ırk genelde Laverack Setter diye de anılır. Laverack'ın köpekleri güzellikleri ile ünlüydüler. Bu köpekler günümüzün show köpeklerinin de ataları olmuşlardır. Diğer bir İngiliz üretici, Llewellin, de ikinci bir ünlü İngiliz Setter kanı yarattı. "Setter" kelimesi köpek avı belirlediğinde sergilediği nerdeyse oturma pozisyonundan almıştır. İngiliz Setter, güçlü burnu ile dayanıklı, çalışkan, süratli ve sessiz bir avcıdır. Kürkü hem sıcak hem de soğuk havalarda rahat etmesine yardımcı olur. İngiliz Setter'in tatlı karakteri ve çocuklarla olan güvenilirliği onu iyi bir aile köpeği yapar. İngiliz Setter'in yetenekleri arasında av, vurulan avı getirme, iz sürme, avı belirleme ve bekçi köpekliği sayılabilir.
Kullanımı:İsminden de anlaşıldığı gibi avı fark ettiği zaman yarı oturma vaziyetine geçer. En değerli yeteneklerinden biri, mükemmel koku alma duyusudur. Saatlerce önce geçip gitmiş bir hayvanın kokusunu bile alabilir. Ayrıca, hızlı, yorulmaz, hareketli ve güçlüdür. Her türlü araziye, sularla kaplı olanlara bile, uyum sağlayabilir. Kötü hava koşullarına ve yaz sıcağına dayanıklıdır. Her türlü avda kullanılır ve efendisiyle uyum içinde çalışır.
Yaşam OrtamıEğer her gün bol bol haraket imkanı sağlanamayacaksa apartman hayatı için uygun değildir.
Egzersiz İhtiyacı Tüm Setterler sıkı egzersize gereksinim duyar. Mümkünse serbest koşu yapmak isterler. Günlük uzun ve yoğun hareket imkanı sağlanmazsa kontrolleri güçleşebilir.

10 Mart 2008 Pazartesi

arı kuşlarının gelişi


Arı kuşları bu yıl sonbaharda yine geldi. Arı kuşlarının gelişini seslerinden tanıyoruz artık. Arıcılık yapmış insanlar mutlaka bu sesi mutlaka tanırlar. İlkbaharda küresel ısınma nedeniyle olsa gerek göç yolları ülkemizden geçmedi galiba. Bu günlerde ülkemizin her yerinden arı kuşlarının geldiğinin haberlerini almaktayım. Demek ki sadece bizde arı kuşu yokmuş. Bu yıl sonbaharda 10 gün gibi kaldılar ve geldikleri gibi gittiler galiba. Sıcak memleketlere göç ettikleri için Soğuk hava etkili oldu. Arı kuşlarına güle güle diyorum. Geçen yıl ilkbahar ve sonbaharda bir ay gibi bir süre kalmışlardı. Arı kuşu, Hemen her arıcının tanıdığı yeşil, mavi, sarı kadife gibi parlak tüylü, sığırcık büyüklünde görüntüsü çok güzel bir kuştur. Genellikle gagası uzunca ve siyah, ayakları kırmızı renklidir. Havanın bulutlu, puslu günlerinde, arılıkların etrafına üşüşen Arı kuşları; ötüşleri ile geldiğini belli eder. Uçuşa çıkan arıların üzerine atılarak yakalar ve yer. Arıcının gözü önünde arsızca arıları yediklerinden arıcıyı üzer. Bazen kovanların önüne kadar sokulur. Taş, hatta tüfek atmakla bile arılık çevresinden ayrılmazlar. Düdük çalmak, arılığa korkuluk asmak gibi fiziki tedbirlerle mücadele edilmeye çalışılır. Arı ailelerini söndürecek kadar zarar vermezler. Göçebe kuşlardandır. Belli bir süre de kaybolup giderler ise de, ilkbahar ve sonbahar aylarında arılarımıza zarar verirler. Arı kuşunun verdiği en büyük zarar oğul mevsiminde döllenme uçuşuna çıkan ana arıyı avlamasıdır. Bu o koloninin sönmesi anlamına gelir. Vurulan bir arı kuşunun kursağından 70–80 adet bal arısı başı saymak mümkündür. Zararlı böceklerle mücadele önemli bir kuş türü olduğu için avlanması yasaktır. Para cezası vardır. Güneşli havalarda arılara pek zarar veremezler. Soğuk, bulutlu, puslu havalarda arı uyuşuk olup kuşa karşı savunma göstermede zorlanır. Güneşli havada arıya saldıran arı kuşu, koloni bekçilerinin tehlikeyi haber vermesi ile koloni topluca arı kuşuna saldırırlar ve arı kuşu arılığı terk etmek zorunda kalır. Arı kuşunun geldiğini fark eden arılar kontrollü olarak uçuşa çıkarlar. Arı kuşları gidene kadar tedbirlerini alırlar. Arı kuşlarını vurarak mücadele nereye kadar, en iyi tedbir yeni analı ve güçlü koloni ile çalışmaktır. Yüzlerce kuş vurularak bitmez ki. Bulutlu ve puslu günlerde ve arı kuşu sesi duyduğunuzda arılığınızı mutlaka ziyaret ediniz

5 Mart 2008 Çarşamba

eşek arıları


arkadaşlar ben eşek arılarına deginicem nedenmi cünki eşek arıları arıcılar icin büyük dert ben arılıgıma saldıran eşek arılarıyla her türlü mücadeleyi yaptım kafes koydum olmadı fakat en iyi ve verimli mücadelemi tirifslak denilen fare ilacı yapışkanında buldum arkadaşlar yanlız bu ilacın yeşil kutulusu cok daha verimli denemenizi tavsiye ederim yanlız bu yapışkan her türlü sürüngeni yakalaya bildigi gibi orta caplı kuşlarıda yakalaya biliyor onun icin arılıga bu ilacı koyarken cok dikkat edilmeli öyle dikkatli koyun ki eşek arısı hariç hiş bir şey yakalanmasın bu ilaci kücük teneke parcalarıyla ceşitli yerlere koya biliriz arkadaşlar biz bu ilacın hic bir bal arısının ilgisini cekip yakalan dıgını gormedik ama genede arılardan biraz uzak olmasında yarar var birde ilac suyu görünce bozuluyor yagmur suyu veya herhangi bir şekilde su gormiycek yerleri tercih ediniz .gacal salih.